Yaşam

Salon Duvarlarını Hareketlendirmek

Salon duvarlarımı yapalı bir seneyi geçmesine rağmen hala soru aldığına göre bununla ilgili bir post yayınlamak farz oldu. Adım adım hepsini anlatacağım. Ama çerçevelerin hepsinin santimini isteyenler oluyor, lüffen delirmeyin arkidişler 🙂 İlk yaptığım şey kafama göre güzel duracağını düşündüğüm farklı çerçeveleri ve saatleri toparladım. Öncelikle bütün çerçeveler ikea’dan. Orada her çeşit, her renk ve her boyut çerçeveye uygun fiyatlı ulaşabiliyorum. Ortadaki yeşil büyük saat yine İkea’dan, sağdaki sarı tiktak saat de “The Company” mağazasından. Geometrik fil desenli metal pano (bu ara çok revaçta) instagram @hoagard sayfasından. Duvara asılacakları bir araya getirdik. Duvara çakmadan önce diziliş sırasını bütün hepsini yere sererek belirledik. Sonra duvara çivileri çaktık ki hata payı az olsun. Hatta ben abartıp fotoğraflarını çektim asarken yardım olsun diye. En son içlerini belirlemek kaldı ki en zevkli kısmı bu. Dekorasyona uygun desenler renkler ve çerçeveleri bir araya getirmek, o uyumu bulmak hayli eğlenceli. En büyük yardımı Pinterest sitesinden aldığımı bimilyonbeşyüzellibeşbinsekizyüzyetmişsekiz…

Sağlık Bakanlığı Kamu Spotu Çekimleri

Hayatımın en enteresan günlerinden birini yaşadıysam buraya yazar, hatırasını bırakırım. İlk kez bir plato görmenin mallığı ile etrafımıza durmadan şaşıran safozlar olmamızın yanında, ilk kez de o kadar ünlüyü bi arada görünce “aa normal insan bunlar” şaşkınlığıyla bir gün geçirdik 10 Amazon yazarlarıyla birlikte. Hurda Film stüdyosunda gerçekleşen çekimlerde sadece iki kelime söyleyerek gözükeceğim kamu spotunda o iki kelimeyi söyleyebilmek için 6 saatimi geçirdim. Tam bir deli işi. Gördüğümüz güzel insanlar, kulis, makyözler, kameraman, mikrofon, yerlerde dolanan milyon kablo bize özel tişörtler kendimizi ünlü gibi hissetmemize sebep olsa da, aslında ünlü dediklerimizin ne kadar da samimi olabildiklerini gördük. Yılların tiyatro oyuncusu Zerrin Epikmen’in bize bir abla kadar yakın olabileceğini, şarkıcı Aydilge’nin ince yüreğini gördük ve hayran kaldık. İpek Tuzcuoğlu inanılmaz sıcak, Pamela inanılmaz güzeldi mesela. Semra Güzel’in hepimize sıkı sıkı sarılmasına ba-yıl-dık. Sadece içlerinde -hala adını bilmediğim- biri vardı. Kimse nerden ünlü olduğunu bilmiyor, tanımıyor ama bir tek de o…

Hatıra Çerçeveleri

Ben düğün hatıralarımın orda burda çürümemeleri için böyle bir çözüm bulmuştum 2 yıl önce. İçine Savaş’ın damat papyonunu, benim gelin tacımı, davetiyemizi ve gelin çiçeğimden ufak bir demet koymuştum. Ama bir şeyi hesap etmemişim. Taze çiçeklerden oluşan gelin buketimi kurutup içine koydum da onlar bir süre sonra böceklendi. “Nasılsa kapalı çerçeve, orda ne kadar yaşayabilirler ki bi süre sonra ölür gerizekalılar” dedim, çiçekleri yiye yiye içerde koloni kurmuşlar meğersem. Evde de böcek ilacı yok diye çamaşır suyu döktüm. Öldürmese bile süründürür mantığıyla. Bu kez çiçekler çürüdü 🙂 Geri dönüşü olmayan bir yoldaydım mecbur çiçekleri attım yerine yapma çiçek kullandım. Fon olarak kumaş kullandım ben. Hatta çok saçma bi kumaş, Karaca’dan aldığım mutfak bezi! 🙂 Siz istediğiniz deseni bir kağıda bastırıp da kullanabilirsiniz. Ela’nın çerçevesinde yine aynı kumaşın desenli kısmını kullandım. Kumaşı çerçevenin arka ahşap kısmına silikonla yapıştırdım. Hamilelik testim, Ela için yaptırdığımız “panda” etiketi, ilk patikleri, hastane bilekliği, yüzünün gözüktüğü…

İlk Babalar Günü

Eşimin ilk babalar günü olduğu için ve “baba” sıfatını sonuna kadar hakettiği için özel bir şey yapmak istedim. Hem bebekli hem kemoterapili olarak enerjim yerlerde bu ara. Ufak bir hediye alıp geçiştirmek de istemiyorum. Tutup eşşek kadar adam için de evi balonlarla süsleyemem ya 🙂 İlk aklımda pasta yapmak vardı ama dediğim gibi yattığım yerden kalkamazken çok gözümde büyüdü. Gidip bir pastaneye superman logolu “super dad” yazılı bir pasta sorayım dedim “abla o ne ki” diye cevap alınca yok dedim kendi imkanlarımı kullanmalıyım. Çok basit parçaları bir araya getirerek afilliymiş gibi duran hediye yaptım, böylece görünce gözü doydu “çok uğraşmışın, kıyamam”a bağladı. Ben de dudak büzerek “bak sana hasta halimle neler yaptım” moduna girdim. Gelecek özel günlerde hediye alırken aklına bugün gelsin artık ahahah 😀 Öncelikle bana bi sepet lazımdı, evde Ela’ya gelen sepeti kullandım. Dış kısmını siyah payetli kurdele ile silikonladım (evlendiğimizde kullandığımız takı kurdelesiydi) Hediyeler son derece basit.…

Kızımın Masal Diyarı

En başından beri kızımıza içinde oyunlar oynayacağımız, çok büyük mobilyalar olmayan hayal gücünü geliştirecek bir oda hayal ettik. Hiç kullanılmayacak alt açma üniteleri, sonradan büyük yatak olabilen birbirinin aynısı beşikler. Hayal gücünden uzak bebek odaları.. Arayışlarımız klasik bebek odası fikrinden uzaktı. Bu yüzden çok uzun sürdü. En sonunda dolaplarımızı Modoko mobilya sitesinde İnci Bebe mağazasından aldık. Yatak odasında yanımızda yatacağı bambu beşik ile 6 ay idare edebileceğimizi düşünerek yatağını yaptırmayı erteledik. Ve öyle de oldu. Tam 6 aylık olduğunda artık dönerek yatmak istediği için beşiğine sığmaz oldu. Bambu beşiği İstanbul Forum’da Mamino mağazasından almıştık. Sallamadığım halde durmadan ayağındaki vidalar düşüyordu. Ayrıca iç takımı acaip toz topluyor. İç yatağı çok ince bir sünger. O yüzden içime sinmedi yeni doğan bebeği oraya yatırmak. Biz reflü yatağı alıp içine koyduk, artık beşikte yatmayana kadar onu kullandı. Kısaca beşikten pek memnun kaldığım söylenemez. **** Dolap içlerini merak edenler için bu üstteki kolaj. Çok sorulan…

Benim Sana Yaptığım Hazırlığı Japonlar Yapsa Pandaların Soyu Tükenmezdi

Düğüne hazırlanır gibi zevkle hazırlanılıyormuş bir minik canlıya. Bayramı bekler gibi bekliyormuşsun meğerse… Her ayrıntıyı kendim hazırlamak istedim açıkcası, hayal gücü ve el emeği ile hazırlanan detaylar daha bi değerli oluyor sanki. Asıl amacım geçmeyen vakti geçirmeye çalışmaktı tabii 🙂 Şu ara meşhur olan banner hazırlığı: Genelinde kumaş ya da şekilli kağıtlardan yapılan kutlama ve dekorasyonda kullanılan banner’ın çuval kumaşından yapılmışları da mevcut. Açıkcası “çuval kumaşından kesilmiş üçgen şekillere para vercek göz yok lan bende” inadımdan ve “ben bunun daha iyisini yaparım” egosundan oturup uğraşmayı seçtim 🙂 Kumaşa yapılanlarda isim yazmak isteyenler, stencil ve kumaş boyası kullanıyorlar. Ama ben ahşap harf kullanmayı tercih ettim. Malzemelerin hepsi eminönüden alınma. Gerekli olanlar son derece basit; Çuval kumaşı (metresi 6 lira) Ahşap minik harfler (eminönünden alacaklar için sabuncuhan’da satılıyor boyanmamışı tanesi 2 lira) Ahşap harfler için boya (ben evdeki enamel boyaları kullandım elimde var diye markası ve rengi folkart bebek pembesi ve beyaz)…

Hastane çantası değil, Savaş Baltası..

Hastane çantası değil, savaş baltası.. Zira doğurmuyor baya savaşmaya gidiyormuşuz. Çantayı hazırlamadan önce şöyle bi listeleri taradım, önce kendi listemi oluşturmalıydım ki öyle başlamalıydım hazırlamaya. En güzeli pinterestteki yabancı annelerin listeleri. Basit ve yalın… Yeni doğmuş bebeğin giyeceği sağlıksız taşlı tulumlar, tüllü çiçekli ikinci bir kafa gibi duran taçlar ve otel terliğinden bozma yine aynı süste ve şatafatta havlu terlikler yok. Evet şık olmayı seviyorum, evet kızımla bütün bi uyum içinde olmayı istiyorum, ama sadelik varken masum bi bebeği maymuna da çeviremem 🙂  Kızımın çantası;  Aşağıdaki listeyi çıkardıktan sonra, çantaya konacak kıyafetleri yıkamaya geldi sıra. Yıkayacağım da kocam izin vermiyor ki, makineyi onun zoruyla boş durulama yaptım, üstüne deterjan kapağını çıkarıp yıkadım dezenfekte ettim. Yıkandıktan sonra da yıkanmış kıyafetlere dokunmadan ellerimizi sabunladık büyük titizlikle serdik. Deterjan olarak hacışakir granül sabun kullandım. Pek çok kişi sıvı deterjan kullanın diğerleri kalıntı bırakıyor dese de bizde öyle bi problem olmadı. Üstelik kokusuna…

Koca Evi 3 Kiloluk Canlıya Göre Hazırlama Halleri

Meme kanserini yeni nişanlıyken öğrenmiş ve ölür kalırım öbür tarafa bekar gitmeyeyim diye 2 ay gibi kısa bi sürede evlendiğimizi artık bilmeyen yoktur. E tedavilerden dolayı uzuuunca bi süre çocuk sahibi olamayacaktık, hatta kemik kanseri döneminden aldığım ağır kemoterapilerden dolayı belki hiç çocuk sahibi olamayacaktık. Kısaca bizim için tamamen muamma olan bir konuyu düşünmek için çok erkendi. 2+1 evimiz bize fazla fazla yeter dedik, içini de davasa eşyalarla döşedik. Yatak odası takımını ilk görüşte aşık olarak aldım, ama yatak o kadar büyüktü ki odaya başka bişi sığmıyordu, biz de dolabı boş odamıza koyarak orayı giyinme bölümü yaptık. Sonra bizim süpriz yumurta girdi hayatımıza. Ama bir ufak beşiğe yerimiz olmadığını farketmemiz uzun sürmedi tabi. Yatağı yanlardan küçültme fikri ilk başta ağır bassa da, bebek odası için fazlaca hevesli bi çift olarak, satmayı deneyelim diye bi gazla internette bir satış sitesine odamızın fotoğraflarını yükledik. Yüklediğimizin ilk saati 10 kişinin aramasına baya…

En Güzel Hediyeme…

Kızım bana verilen en güzel hediye iken, benim de ona bir hediye vermem gerekmez mi? Öyle bir hatıra bırakmalıyım ki “vayy be benim anam ne güçlü kadınmış, vay anam çilekeş anam” diye zırıl zırıl ağlasın. Yazdığım kitabı ilk onun için imzaladım ve hatıra kutusuna bıraktım ki nası bi aşk bebeği olduğunu ileride okuyunca anlasın. Ama yetmez her adımını kaydetmem her anısını saklamam gerekiyor ki onu nasıl sabırla nasıl bi aşkla beklediğimizin farkına varsın. Bu yüzden içinde satırlarım olduğu kitap ve bu blog dışında hamilelik dönemim için tuttuğum bi defter var ki, güzelliğini buraya yazmazsam ayıp ederdim. Sadece bir defter değil aynı zamanda benim gibi acemi hamileler için, hamile kalınca “oha şişiyorum, aa cildim düzeldi” diye kendinde olan değişikliklere şaşıranlar için annede olan değişiklikleri hafta hafta anlatan; midye kokereç yiyemiyor diye depresyona girip, “ben çocumu besleyemiyooaam” diye kendini duvardan duvara vuranlar için yemek rehberini ayrıntılı bir şekilde barındıran bir defter.…

İlk evime güzel bir veda…

Ölmeden evlenme planını devreye sokmuş bulunmaktayız 🙂 bir ay içinde nasıl hazırlanılır diyorsan 1 senede hazırlanmaktan çok daha stressiz hazırlanılıyormuş. Ameliyat tarihi alındı, düğün mekanı tutuldu, evimiz tutuldu, eşyalarım birbir paketlendi. Ama bir veda var ki, en yakın dostumu bir daha görmeyecekmişim gibi hissediyorum. Hiç eşyası yokken yerde minderde yaşadığım, ilk eşyasını aldığım, ilk yemeğimi pişirdiğim, ilk faturalarını kaçırdığım için elektriksiz kaldığım kısaca ilk kez tek başıma ayakta durabildiğimin tek şahidi canım öğrenci evim 🙂 En sevdiğim köşede en sevdiğim albümü takıp dağ gibi biriken bulaşıkları düşünmeden saatlerce kitap okudum. Dizileri bir daha bir daha izledim. İstediğim saatte yatıp istediğim saatte kalktım. Misafirlerime saçma sapan sofralar kurdum, kimse durmadan makarna pişmesini yadırgamazdı 🙂 makarna soslarında tam bir gurme olduk mesela 🙂 Sorumluluğu bana dünyanın en sevgi dolu evladı olan kedimle öğrendim, ilk defa hasta mı oldu diye bir canlının başında bekledim, uyuduğunda onu özledim. Bir başkasına; bakamaz sevemez çocum aç…

Navigate
Tasarım : Blogger Tasarım