Aile

Kimseye Anlatamadıklarım Var, Sen Anla Diye Kızım…

Asla beklemezdim lohusa kafasına ulaşacağımı. Benim gibi hayat dolu biri nasıl depresyona girebilirdi ki.. İdeallerin ötesinde bir hamilelik geçirmiştim, sonrası da harika devam edecekti. Bi1 kere Ela bizim ödülümüzdü. Emziremeyecek olmak hiç de önemli değildi, buna hazırlamıştım kendimi çünkü O’nu sağlıklı şekilde dünyaya getirmek herşeyden önemliydi. Nah hazırmışım!! Ela doğduktan sonra 2 gün hastanede kalmamız gerekiyordu prosedür gereği, sezeryan bir doğum şekli olsa da en nihayetinde ameliyat ve toparlamak en az iki gün sürüyor. Kimseyi kandırmaya gerek yok, canınız yanıyor. İlk gün ayaklarım uyuşuk olarak geçtiği için kalkıp bebekle zaten ilgilenmem mümkün değildi. Bir de bende heycandan kendini kaybetmiş bir koca mevcuttu. Odaya çıkıp Ela’yı yanıma getirdiklerinde çocuğuma sadece karşıdan bakabildim. Çünkü babası kucağından indirmediği gibi kolumda damaryolu var serum bağlı diye bana da vermedi! Bir kez kucağıma yatırdılar kızımı, ama serumdan dolayı tutamıyorum boynu yamuluyor diye Savaş kucağımdan geri aldı! Emzirmediğim için saat başı acıkan bebeğime mamasını annem, Savaş,…

Ben Anne Oldum…

Geldim hamileliğimin 39. haftasına.. Ama ne gelen var ne giden. Her ufak kasılmada koştur koştur NST’ye girmek artık o kadar olağan olmuştu ki eşim işten geldiğinde hastaneye götüreceğimi bildiğinden ceketini çıkarmadan kapıda bekler olmuştu. Ama hanfendinin keyfi o kadar yerindeymiş ki “şurdan azcık kanala doğru ineyim belki doğarım” dememiş. Bendeki de ne rahimmiş, Ela’yı içerde tutmak için sımsıkı kapamış kendini en ufak doğum belirtisi vermiyor. Arada 3-5 kasılma geliyor “Acaba doğuruyor muyum?” diye soruyorum, “ama anlatılanlar böyle değildi kıvrım kıvrım kıvranıyor olmam gerekiyordu. Gerçi ben 14 ameliyat olmuşum, 2 kanser yenmiş ne acılar yaşamışım 150 cm’lik vücudumda. Bence ağrı eşiğim çok yükseldi, kesin doğuruyorum ama anlamıyorum” diye yine koştur koştur hastaneye gidiyorum. O gelen 2 gramlık kasılma da içime kaçmış olarak yine hüsranla eve dönüyorum. Bu böyle gitmez diyerek 40 haftayı doldurmayı beklemeye, hala hiçbir belirti yoksa kaka yutma riskini göze almamak adına sezeryan ile Ela’yı ordan zorla çıkarmaya doktorumuz…

Kızımın Masal Diyarı

En başından beri kızımıza içinde oyunlar oynayacağımız, çok büyük mobilyalar olmayan hayal gücünü geliştirecek bir oda hayal ettik. Hiç kullanılmayacak alt açma üniteleri, sonradan büyük yatak olabilen birbirinin aynısı beşikler. Hayal gücünden uzak bebek odaları.. Arayışlarımız klasik bebek odası fikrinden uzaktı. Bu yüzden çok uzun sürdü. En sonunda dolaplarımızı Modoko mobilya sitesinde İnci Bebe mağazasından aldık. Yatak odasında yanımızda yatacağı bambu beşik ile 6 ay idare edebileceğimizi düşünerek yatağını yaptırmayı erteledik. Ve öyle de oldu. Tam 6 aylık olduğunda artık dönerek yatmak istediği için beşiğine sığmaz oldu. Bambu beşiği İstanbul Forum’da Mamino mağazasından almıştık. Sallamadığım halde durmadan ayağındaki vidalar düşüyordu. Ayrıca iç takımı acaip toz topluyor. İç yatağı çok ince bir sünger. O yüzden içime sinmedi yeni doğan bebeği oraya yatırmak. Biz reflü yatağı alıp içine koyduk, artık beşikte yatmayana kadar onu kullandı. Kısaca beşikten pek memnun kaldığım söylenemez. **** Dolap içlerini merak edenler için bu üstteki kolaj. Çok sorulan…

Gebeliğin 9. Ayına Kolay Gelinmiyor (3.Trimester)

Gelmişim hamileliğimin en zevkli kısmına. Tüm hamileliğime baktığım zaman, bu günleri özlemek uzun olmayacak onu farkettim. Savaşın her işten geldiğinde önce göbeğimi öpmesini, gece yatarken Ela’nın tekmelerini okşayarak dua etmesini şimdi bile düşünürken burnum sızlıyor. Bana hayal edebileceğimin ötesinde bir hamilelik geçirtti. Ela da beni uzunluğu 3 mevsim süren misafirliği boyunca hiç üzmedi. En ufak mide bulantısı yaşamadığım gibi, en ufak aşermesini de yaşamadım. Mide yanmasını bile sadece bir kaç saat hissettim. 12 kilo alarak en ideal şekilde tamamladım 40 haftamı, gerim gerim gerilmesine rağmen çatlamadı göbeğim. Kronik kabız olduğum tüm hayatım boyunca sadece hamileliğimde düzenli tuvalete çıktım. Kan değerlerim düşmedi, ekstra vitamin ilacı hiç kullanmama gerek kalmadı, bi kere bile bacağıma kramp girmedi. Kızımın tekmeleri canımı hiç yakmadı, düşük riskim ya da erken doğum riskim olmadı. Ödem bile olmadım. Sadece ayakkabılarımı bağlarken saçma sapan hallere giriyorum 🙂 Ela bana içimde olduğu sürece çok iyi baktı. Bu kadar ideal geçirilen…

Benim Sana Yaptığım Hazırlığı Japonlar Yapsa Pandaların Soyu Tükenmezdi

Düğüne hazırlanır gibi zevkle hazırlanılıyormuş bir minik canlıya. Bayramı bekler gibi bekliyormuşsun meğerse… Her ayrıntıyı kendim hazırlamak istedim açıkcası, hayal gücü ve el emeği ile hazırlanan detaylar daha bi değerli oluyor sanki. Asıl amacım geçmeyen vakti geçirmeye çalışmaktı tabii 🙂 Şu ara meşhur olan banner hazırlığı: Genelinde kumaş ya da şekilli kağıtlardan yapılan kutlama ve dekorasyonda kullanılan banner’ın çuval kumaşından yapılmışları da mevcut. Açıkcası “çuval kumaşından kesilmiş üçgen şekillere para vercek göz yok lan bende” inadımdan ve “ben bunun daha iyisini yaparım” egosundan oturup uğraşmayı seçtim 🙂 Kumaşa yapılanlarda isim yazmak isteyenler, stencil ve kumaş boyası kullanıyorlar. Ama ben ahşap harf kullanmayı tercih ettim. Malzemelerin hepsi eminönüden alınma. Gerekli olanlar son derece basit; Çuval kumaşı (metresi 6 lira) Ahşap minik harfler (eminönünden alacaklar için sabuncuhan’da satılıyor boyanmamışı tanesi 2 lira) Ahşap harfler için boya (ben evdeki enamel boyaları kullandım elimde var diye markası ve rengi folkart bebek pembesi ve beyaz)…

Hastane çantası değil, Savaş Baltası..

Hastane çantası değil, savaş baltası.. Zira doğurmuyor baya savaşmaya gidiyormuşuz. Çantayı hazırlamadan önce şöyle bi listeleri taradım, önce kendi listemi oluşturmalıydım ki öyle başlamalıydım hazırlamaya. En güzeli pinterestteki yabancı annelerin listeleri. Basit ve yalın… Yeni doğmuş bebeğin giyeceği sağlıksız taşlı tulumlar, tüllü çiçekli ikinci bir kafa gibi duran taçlar ve otel terliğinden bozma yine aynı süste ve şatafatta havlu terlikler yok. Evet şık olmayı seviyorum, evet kızımla bütün bi uyum içinde olmayı istiyorum, ama sadelik varken masum bi bebeği maymuna da çeviremem 🙂  Kızımın çantası;  Aşağıdaki listeyi çıkardıktan sonra, çantaya konacak kıyafetleri yıkamaya geldi sıra. Yıkayacağım da kocam izin vermiyor ki, makineyi onun zoruyla boş durulama yaptım, üstüne deterjan kapağını çıkarıp yıkadım dezenfekte ettim. Yıkandıktan sonra da yıkanmış kıyafetlere dokunmadan ellerimizi sabunladık büyük titizlikle serdik. Deterjan olarak hacışakir granül sabun kullandım. Pek çok kişi sıvı deterjan kullanın diğerleri kalıntı bırakıyor dese de bizde öyle bi problem olmadı. Üstelik kokusuna…

Gebeliğin 6. Ayına Kolay Gelinmiyor… (2. trimester)

İlk trimester bölümünü daha önce burda yazmıştım. İkinci trimesterde (3-6 ay arası) yine bende bi halt değişmeden geçti gitti. Karnımın yavaş yavaş genişlemesi dışında hiç bir hamilelik emaresi göstermedim, böylece naz falan da yapamadım. Neyse kısmet son üç aya artık. 1) Ebeveyn yolundaki değişimler Kendimizi dünyanın en zevkli ve eğlenceli çifti sanıyorduk. Arkadaşlarımız bize gelmek için sıraya girer her gün planlar yapılır, evimiz haftanın en az 5 günü dolar taşardı. Üstüne gelen yatıya gelir çarşaf pijama yıkamaktan isyan haline girerdim ki miniğimiz hayatımıza giriverdi. Ve biz dünyanın en sıkıcı çifti olduk. Herkese ondan bahsetmek istiyoruz, deli gibi ultrason fotoğraflarını 15 ayrı whatsapp grubundan çevremizdekilere yolluyoruz. Bi soru sorulsun da parmak kıvrımlarından poposunun santimine kadar her detayı dökelim istiyoruz. Hayır birinin ilgisi accık az olsa bozuluyoruz falan. Planlarımızda ilk bebeklerine hamile olan arkadaşlarımıza öncelik veriyoruz. İnstagram sayfam sunum dekorasyon üzerineyken, kapı süsü hamile odası, bebek kıyafeti ve beğendiğim anne sayfalarıyla doldu…

En Güzel Hediyeme…

Kızım bana verilen en güzel hediye iken, benim de ona bir hediye vermem gerekmez mi? Öyle bir hatıra bırakmalıyım ki “vayy be benim anam ne güçlü kadınmış, vay anam çilekeş anam” diye zırıl zırıl ağlasın. Yazdığım kitabı ilk onun için imzaladım ve hatıra kutusuna bıraktım ki nası bi aşk bebeği olduğunu ileride okuyunca anlasın. Ama yetmez her adımını kaydetmem her anısını saklamam gerekiyor ki onu nasıl sabırla nasıl bi aşkla beklediğimizin farkına varsın. Bu yüzden içinde satırlarım olduğu kitap ve bu blog dışında hamilelik dönemim için tuttuğum bi defter var ki, güzelliğini buraya yazmazsam ayıp ederdim. Sadece bir defter değil aynı zamanda benim gibi acemi hamileler için, hamile kalınca “oha şişiyorum, aa cildim düzeldi” diye kendinde olan değişikliklere şaşıranlar için annede olan değişiklikleri hafta hafta anlatan; midye kokereç yiyemiyor diye depresyona girip, “ben çocumu besleyemiyooaam” diye kendini duvardan duvara vuranlar için yemek rehberini ayrıntılı bir şekilde barındıran bir defter.…

Gebeliğin 3. Ayına Kolay Gelinmiyor! (1. trimester)

Demiştim ya, “Hoşgeldin yeni hayatım!” Çok mutluyum geldiğin için. Emindim “piremsesler” gibi geçirecektim hamileliğimi, çünkü bende öyle “kral” bi koca vardı. Peki ya geri kalanlar?… 1) Hamilelik Belirtileri Kendi etrafında bi tur dönünce kusan, atlı karıncadan bile dönüyo diye midesi bulanan bir kız için, hamilelik hep korkutucuydu. Bugün tam 100 günlük olmama rağmen ben, bir kez bile mide bulantısı yaşamadım! Herkes çok şanslı olduğumu söylüyor da accık bulanaydı da “aa evet ben harbiden hamileyim” diyeydim. Kokuda hassaslık desen, çevremdekilerde kocasından tiksinen mi duymadım, kokuyo diye tuvalete giremeyip altına mıçan mı duymadım, makyaj malzemesi kokusuna dayanamayan mı duymadım! (maşallah ne kadar manyak varsa etrafımdaymış) Ama ben, ya ben!! Kocam hala mis gibi kokuyor, kedilerim, evim, yemekler.. Herşey eskisi gibi. Ne yiyosam hala onu yiyorum. Tek bi farkım var artık camış gibi yiyorum. Hiç doymuyorum maşallah. Bu performansla gidersem 9. ayın sonunda patates gibi yuvarlanarak istediğim yere ulaşabilirim! Aaa evet tek bi belirtim…

Bir Minicik Süpriz…

Bir garip tesadüf ile bir mucizenin içimde yeşerdiğini öğrenmiş bulunmaktaydım. 10 saatlik kapadokya yoluna çıkmak üzere Savaşı işten almaya gidiyorum ama ölücem heycandan. Yarım saatlik yol boyunca mutluluk göz yaşlarım durmadığı için gözlerim şişti bi kere. Güya süpriz yapıcam adama, suratıma bakınca anlıcak zaten! Tanıştığımızdan beri bir gün bebeğimiz olursa bunu, bir akşam yemeğinde O’na içinde minik bebek patikleri olan hediye paketini uzatarak söylemeyi hayal ettim. Ben susacaktım, O paketi eline alınca şaşkınlıkla anlayacaktı.! Yol üzerinde alışveriş merkezinde durdum koştur koştur içeri girerken, “napıyon kızım sen az ağır ol artık koşmak yok” diye kendi kendime konuşurken içeri daldım. Artık alışveriş merkezlerindeki dedektörlerden geçip masumuma zarar vermeyeceğime göre 3 haftalık “olmayan” karnımı gerine gerine tutup güvenliğe sırıtıp yandan geçiverdim 🙂 Hayatımda ilk kez bebek mağazasına girdiğim için mal gibi kaldım nereye bakıcam ne tarafa gidicem hiç bi fikrim yok. Görevli kız gelince ona sordum utanıp çekinerek. “Yeni doğan patiği istiyorum”…

Navigate
Tasarım : Blogger Tasarım