26 Mart 2017 Pazar

Geri Dönüşüm Öğreniyoruz



Öğreniyoruz derken Ela'dan bahsetmiyorum, biz eşşek kadar olmuş ebeveynlerden bahsediyorum. Zira bunu çocuklarımıza öğretebilmemiz için ilk önce bizim öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Kızartma yapığımız bir litre atık sıvı yağın 1 milyon içme suyunu mahvettiğini öğrendikten sonra bir daha asla lavaboya yağ dökmedim. Belediyelerin yağ dönüşüm kamyonlarına teslim ettim, edilmeyecek kadar ufak miktarları kavanozlayıp öyle çöpe attım. Peki ya kağıt? Buna hiç dikkat ettim mi? Ettik mi? O ağaçların bize ne kadar dayanacağını biliyor muyuz?

Geçen hafta bankamatiğe uğramak için yol kenarında durduğumda farkettim belediyenin kağıt atık kutusunu ilk defa. Kadının biri geldi elindeki iki poşet çöpü içine attı! Üstelik yanında çöp kovası da varken. Neden geri dönüşüm kutusunu amacı dışında kullandığını bunun bir sosyal sorumluluk olduğunu söylediğimde aldığım cevap bilinçsizliğimizi yüzüme vurdu;

"Kağıt toplayıcıları zaten bu işi yapıyor!!"

Dönüşüm bu kafayı yok etmekle başlayacak. Ve bu kafadaki insanlar da çocuk yetiştirecek. Geri dönüşümün önemini; doğal kaynakları  korumanın önemini, enerji tasarrufunu ve sürdürülebilirliği çocuklara anlatarak başlamak gerek. Ben o kadın sayesinde adım atmayı düşünürken gördüm ki bunu ilke haline getiren markalar var. Geri dönüşebilir nitelikteki karton ambalajlarıyla hassasiyetini ortaya koyan Dimes ve İstanbul Üniversitesi iş birliği ile 'Küçük Şeyler DoğayıYeniler' projesinde ilköğretim okullarında çocuklara çevre ve geri dönüşüm eğitimleri veren Tetra Pak'a bunu insanlara aktarmama fırsat sağladıkları için teşekkür ederim.

Ben de çocuğuma erkenden bu farkı öğretmeye karar verdim. Siteye geri dönüşüm kutuları koydurmak ve minik çocukları oraya yönlendirmek için elimden geleni yapacağım.

Yeşil gelecek elimizde...
Devamını Oku »

20 Mart 2017 Pazartesi

Yamuna Korse nedir? İşe yarar mı?

Artık canlı yayınların konusu sadece kullandığım korse olunca ve dm mesajlarının yarısında bununla ilgili soru gelince anladım ki kadın milletinin derdi göbeğiyle :) Kilolu olsanız da olmasanız da ordan bir çocuk çıktığında size bir göbek kalıyor maalesef. Meşhur Yamuna korseyi o kadar övdüler ki "ne lan bu bu kadar işe nasıl yarar?" hissiyatına girdim ve biraz da inanamayarak bir tane edindim. Korse kullanmaya başlayana kadar ne ile karşılaşacağımı nasıl bir hissi olduğunu bilmiyordum. Çünkü ilk ve son korse denemem gelinlikle olmuştu (zaten 51 kiloydum amacım neydiyse) ve düğün boyunca nefessiz halay çekmeye çalıştım. Kendime yaptığım en büyük zulümlerden biriydi. O yüzdendir ki "doğumdan sonra korse kullan" diyenlere "gerek yok, kendiliğinden gider" diyordum. Nah gidiyormuş 😂
Şimdi sizi iki konuda uyaracağım birincisi "Emzirerek kilo veriyorsunuz, bol bol emzirin yoksa kilo veremezsiniz" diyen fanatik emzirmecileri dinlemeyin. Bir damla anne sütü üretmediğim halde hamilelik öncesi kiloma döndüm. 
İkincisi "doğumdan çıktım hop göbeğim dümdüz" diyenlere inanmayın, yok öyle bir dünya. Vücut kendini bir senede toparlıyor ve o ayva göbeği gitmiyor. Boşuna kendinizi öyle diyenler yüzünden kötü hissetmeyin. Kilo vermeme rağmen -videoda göründüğü üzere- hala 4 aylık hamile gibi göbeğim olunca denemek istedim özellikle. Ve herşey kanıtlı olsun diye öncesi sonrası kullanımında video çektim. Toplam 3 ay kullandım ki gerçekten sonuç aldığıma emin olayım ve cidden nasıl olduğunu anlamadan inceldim!! Son ölçtüğümde ciddi olarak bu sonucu beklemiyordum çünkü başlangıçtan sadece 1 kilo eksildim. 57,5 ile başladım 56,2 kiloyla bitirdim. Peki bir kilo ile bel böyle incelir mi? Evet hala bir göbeğim var istiyorum ki eskisi gibi 65 cm'e düşsün. Ama korseyi kullanmadan 82 cm ölçtüğüm bel üç ayın sonunda 74 cm'e düşmesi benim için büyük bir nimet. Göbeğim %100 gitmese de sonuç aldığım için mutlu bir şaşkınlığım var 😂
Peki "kullanımı nasıl, rahatsız ediyor mu?" diye sorarsanız günde en fazla altı saat tuttum genelde 4 saatin sonunda çıkardım çünkü acaip terletiyordu taktığım kısımlar su gibi oluyordu. Termal etki sağladığını ve incelmeye etkisi olduğunu düşünüyorum. Onun dışında yemeklerden önce su içip takıyordum ki tokluk hissi oluşsun. Bu sayede 3 ay boyunca az ve sık yemek yemiş oldum. Ve taktığım sürelerde dışarı çıkıp dolaştım, bebek bakımını em hareketlisinden yaptım ve nefesimi kesmedi. İkinci kopçaya geçtiğimde biraz zorlandığımı itiraf etmem lazım. Sonuç olarak zahmetsiz rahmet olmuyor 👍🏻
Korseyi aldığım zaman "yamuna yetkilisi" düzenli kullandıktan sonra görüşlerinizi bildirir misiniz dedi, benden objektif bir görüş istiyorlardı. Ben bırak blog yazmayı "işe yaramıyor ki" diye paylaşım yapacağım sanıyordum shahahah :) bana güvenen ve ciddi görüş isteyen çok fazla kadın var ve umarım bu kanıtlı video onlar için yeterince açıklayıcı olmuştur. Zira duyulan bu güveni bozmamak için elimden geleni yapacağım. Herkese kocaman sevgiler..


Devamını Oku »

1 Şubat 2017 Çarşamba

Diş Kaşıyıcı İnceleme


 Bence her diş çıkarma dönemi bebek ve ebeveynler için dönüm noktası. Neden? Çünkü her dişinde farklı tepkiler veren bebek karşısında mala dönen ebeveynler...
 Her bebek gibi diş sıkıntısını Ela'da yaşadı. Yedinci ayına sekiz dişle giren kızımın diş çıkarma konusunda acelesi vardı çünkü.
 Peki biz diş krizlerini nasıl atlattık, kullandıklarımız neydi, yazmadan önce.. Öncelikle (kimyasal ya da doğal) herhangi bir diş jeli, ağrı kesici vs kullanmadım. Kullansam da burda onun tavsiyesini vermezdim, çünkü bu doktorların işi. Siz de bu konuda kimseden tavsiye almayın, kimseye tavsiye vermeyin.

1) Doğal Ahşap Diş Kaşıyıcıları


Yeni nesil organik annelerin gözdesi ahşap diş kaşıyıcıları işe yarıyor mu? Evet kısmen.. Çocuk baya güzel kemiriyor. Ama boyasız ve cilasız olan ahşaplar tercih edilmeli ve deterjanla yıkanmamalı. Tahta kaşıklar gibi.. Ahşap nemi emdiği için deterjan durulanmayabilir ve kalıntı bırakabilir. Bu ahşap dişliklere bebeklerin ilgisini çekecek ayrıntılar da ekleniyor, hışırtılı kumaşlar, çıngırak detayları gibi. Ayrıca silikon, kauçuk, plastik her türlü diş kaşıyıcıdan çok daha az tüy topluyor. Yeniden bebeğim olsa yeniden tercih ederim.
Aşağıya nerden alınabileceğini gösterir bir kaç link ekliyorum.




2)  Doğal Kauçuk Diş Kaşıyıcı


 Doğal olsun bizim olsun diyen anneler; ahşap diş kaşıyıcıdan sonra (özellikle havea ağacından yapılan) doğal kauçuk diş kaşıyıcılarını da tercih edebilirsiniz.
 Ela'ya kullandığım Hollanda markası olan Natursutten diş kaşıyıcı. Ama bu doğal kauçuk diş kaşıyıcıların bir iyi bir de kötü özelliği var. İyi olan özellik, tek parçadan oluştuğu için (ek yerleri olmadığı için) bakteri biriktirmiyor. Kauçuk da özellik olarak bakteri barındırmayan bir materyal olduğu için zaten bebek malzemelerinde sıkça kullanılıyor. Kötü özelliğine gelirsek, kauçuk cinnet geçirtecek kadar tüy topluyor. Kaynatılır veya sterilizatöre atılırsa yapış yapış bir hale geliyor ve en ufak tüyü tozu mıknatıs gibi üstüne çekiyor. Temiz bile olsa sıklıkla sudan geçirmek gerekiyor.



3) Silikon Diş Kaşıyıcıları

 Gelelim en sık bulunan diş kaşıyıcı maddesine, silikon. Eczanelerde, bebek marketlerde, süper marketlerde hatta bakkallarda bile silikon diş kaşıyıcı bulmak mümkün ama silikon kullanırken dikkat edilmesi gereken iki nokta var. BpA ve PVC içermemesi gerekiyor. İçerisinde toksik madde bulunan boyalar ile boyanmaması gerekiyor.


 Kullandığımız silikon diş kaşıyıcılarından biri Oioi "Annenin Eli" Jokerlerde satılıyor. O kadar yumuşak bir dokusu var ki insanın elinden bırakmayası hatta dişleyesi geliyor. Ben bile dişleme dürtüsüne zor engel oluyorum. Bu yumuşak doku bebeğin de duyusal gelişimine destekleyici etkiye sahip. Ayrıca boşlukları sayesinde çok kolay tutuluyor. En önemli özellik; sterilizatöre konabiliyor ve kaynatılabiliyor. Gıda boyasıyla boyanmış tatsız kokusuz ve tek parça silikondan oluşuyor. Ek yerlerinden kopma veya ek yerlerinde bakteri biriktirme sorununu da ortadan kaldırmışlar böylece. Yalnız yine toz topluyor! Ama bu kalitede bi ürüne göre çok uygun bir fiyatı var. Bulabileceğiniz linkler;
  Razberry emzik şeklindeki diş kaşıyıcı bana instagramdaki bir sayfadan hediye gelmişti, yurtdışı alışveriş sayfalarında ya da N11 gibi sayfalarda satışı var sadece. Bu benim aklımda "acaba?" sorusu bıraksa da amazon.com yorumları genelde iyi yönde. PVC içermeyen silikondan yapılsa da birbirine tutturulmuş iki parçadan oluşuyor bu da kopma riskini çoğaltıyor. Ayrıca uç kısmı çok pütürlü olduğu için aralarında birikmeler oluyor (toz,gıda vs.) Ama benim çocuğum bunu çok güzel geveliyor. Alacaksanız da tek rekli ve tek parçadan oluşan çeşidi de varmış onu tercih edebilirsiniz. Ve yine düşünenler için buraya link bırakıyorum :)

4) Mecburiyetten Alınan Eczane Diş Kaşıyıcıları (soğutuculu dişlikler)


 Bu gruptaki diş kaşıyıcıları çok araştırılmadan alınmış, "yeter ki bir çözüm olsun yavrumun acısını biraz dindirsin" diş kaşıyıcılarıdır. Bizde de iki adet bulunuyor birini babannesine bıraktık acil durumlar için diğeri de bu öve öve bitirilmeyen soğutuculu diş kaşıyıcıları. Bence diş kaşıyıcıların arasında en kötü kullanıma sahip olanlar da bunlar. Bi kere çok parçalı oluyor. Başı sert plastik, kıçı yumuşak silikon olduğu için aradaki bağ yeri leş gibi pislik topluyor. İkincisi sterilizatöre girmiyor veya kaynatılmıyor. Nerden biliyorum? Çünkü sterilizatöre koyup 3 tanesini haşat ettim. Soğutucu özelliği ise Ela'da işe yaramadı çünkü soğuk tutmak onu rahatsız etti. Yine de illa alıcam diyen olursa aşağı link bırakıyorum, alın da cezanızı bulun ahahahahaha :)

5) Meşhur Diş kaşıyıcı "Zürafa Sophie"


  Öncelikle Sophie kimdir nedir bahsetmek gerekirse, %100 doğal havea kauçuğundan yapılmış bebeğin 5 duyusuna da hitap eden bir Fransız markası diş kaşıyıcı Sophie. Gıda boyası ile boyanmış olması da cabası. Sağlıklı, sevimli ve bebeklerin ilgisini çekiyor oluşu kendisini çok meşhur kılıyor. Ama ufak bir sorun var, tüy topluyor ve yıkanamıyor! Yani yıkamamak gerekiyor, çünkü arkasında ses çıkaran ufak düdüklü bir bölüm var. İçeri su kaçmaması gerekiyormuş. Ve ben bunu yeni öğrendim :) Ama ben o kadar çok yıkadım ki beneklerinin renkleri soldu. Çünkü klasik bir Türk annesinin içine yıkanmayan diş kaşıyıcı sinmez! Çitilemediğime şükür :)
 Sophie hakkında çıkan haberleri en başından beri takip ediyorum. Düdüklü olan bu oyuncak yıkandığı zaman içinin küf kapladığı haberleri deli gibi ortalıkta dolanıyor, bebek sağlığını tehdit ediyor diye boy boy yazıyorlardı. Karalama mı? Yoksa gerçeklik payı var mı? Deneyip bilmem gerekiyordu. Zira bu Sophie'yi alıcam diye aylarca Joker mağazalarında stoklara girmesini beklemiş ve 80 lira vererek Ela'nın eline tutuşturmuştum :) Ve ben naaptım, gidip caağnım sofimize kıydım.


 Ela 2 aylıkken aldığımız ve 9 ay tepe tepe kullandığımız Sophie'de 2-3 minik leke dışında hiç bişi yoktu. Bu videoya güvenip yarın Sophie'yi kaynatıp steril ediyim demeyin. Kullanırken dikkatli olunmasında fayda var, her düdüklü oyuncak gibi yıkarken en azından içine su kaçırmamak gerekiyor. Banyo oyuncağı yapmadıysanız; videodan anlaşıldığı üzere çok da sorun olmuyor. Yine de içinden kötü koku gelen oyuncağı kesinlikle kullanmamak gerekiyor. Şimdi gidip bi Sophie daha almak zorundayım :/ Çünkü kızım bu oyuncağını çok seviyordu.. 

Devamını Oku »

20 Ocak 2017 Cuma

Tırnak Uzatamayanlara Çözüm: Jel Tırnak



 Geçen haftalarda tırnaklarımın çok yumuşak olduğunu ve uzatamadığımı, uzattığımda ise kağıt gibi yırtıldığını söylemiştim. Genelde limon tavsiye edilse de şu erkek ellerimden kurtulmam gerekiyordu.
 Bir kaç jel tırnak tavsiyesi aldım ama ben sanıyorum ki o jel tırnaklar böyle leş bir görüntüye sahip.


Araştırınca doğumdan sonra kendimi ne kadar saldığımı bi kez daha anladım. Meğer doğal görünümlü bir tür kalıcı tırnak çeşidiymiş. Shinenail Nişantaşı bu konuda baya iyi çünkü işleri bu! Merak edenler için;


  İlk önce tırnak uçlarına istediğiniz uzunlukta plastik tırnaklar yapıştırılıyor ve törpüleniyor. Ben bebekli bir ana olduğumdan mütevellit doğal uzunlukta oval bir tırnak tercih ettim.


 Öyle bir törpüleniyor ki o plastik sanki tırnağınız gibi pürüzsüz bir hale geliyor. Ardından üstüne jel sürülüyor ve kurumaya bırakılıyor.


 Kalıcılığı 1 ay olan bu kalıcı tırnağın üzerine de bir de kalıcı oje uygulanıyor ki tadından yenmez. Ben üzerine koyu oje sürebilmek için doğal tonlarda bir oje tercih ettim.


 Kalıcılığı 1 ay diyorum çünkü alttan uzayan tırnaklar açığa çıkmaya başlıyor ve onu yeniden jel ile kapattırmak gerekiyor. Peki bu tırnaklar çıkıyor mu? Darbeye ve sert harekete bağlı olarak çıkabiliyor doğal olarak. Yerine yenisini hemen yapıyorlar. Bugün itibari ile kullanmaya başlıyorum. 1 ay sonra yazıyı güncelleyeceğim sonucu hep birlikte göreceğiz :)


 Peki ben neden yaptırmayı tercih ettim. Bu sayede tırnaklarım kırılmayacak ve sağlıkla uzayacak. Uzadığı zaman 1 ay sonra tekrar Shine Nail Nişantaşı'na gideceğim ve sertleştirici bakım uygulanacak. Bu sayede kendi tırnaklarımı kullanmaya başlayacağım. İnsanlık için küçük benim için büyük bir adım :)
Devamını Oku »

10 Ocak 2017 Salı

Bebekli Uçak Yolculuğu




 İlk bebekli uçak yolculuğuna botozlama çıkmış biri olarak, bu konuyla ilgili accık bilgi sahibi olmanın avantajını biraz geç farkettim. Yanında yardımcı olabilecek biri varsa okey de benim gibi dünyayı dolaştıktan sonra evlenince "uçak fobisi" ortaya çıkan bir kocaya sahipseniz (bu konuya sonra gelicem) bebekle başbaşa yolculuklarda bir kaç önlem almak gerekiyor. Ve 4. uçak gezimizde yaz-kış, pusetli-pusetsiz, gece-gündüz, aç-tok, uyur-uyanık hepsini deneyimlemişken kendi tercihlerimi yazmaya karar verdim.

 Gelelim "uçak fobili" canım kocama. Adam benden önce o Finlandiya senin bu Paris benim fink fink gezmiş gününü gün etmişken babamla tanışmak için İzmir'e gelirken (dediğine göre uçak salladığı için, bana kalırsa babamla tanışacağı için) heyecanlanıp korktu ve bir daha uçakların inişine kalkışına bile bakamayan bir adama dönüşüverdi. Bunun üstüne nişanlıyken meme kanseri olduğumu öğrenip evlendik de evlendiğimizin 3. günü koca panik atak oldu mu? "Yemişim uçağını, sana bişi olmasın" diyerek pes ettim. Ailece araba yolculukları yapıyoruz ama uçağa kızımla başbaşa biniyoruz.

 Uçak yolculukları için tercih ettiğim detaylar ise;

1) Aç mı? Tok mu?
 Aslında ilk uçuş deneyimimizde basınç kulaklarını rahatsız etseydi uçakta mama vermeyi tercih edecektim çünkü emen/mama içen bebeğin bu şekilde kulak ağrısı hafifletilebilir. Ben zaten midemin bulanmasına sebep olan uçakta bir de mama hazırlamakla uğraşmayayım diye (kısa yolculuk yaptığımız için) tok olmasını tercih ediyorum. Ama yine de çantamızda bekleme ve rötara önlem olarak termosta sıcak su, mama ve temiz 2 biberon bulunuyor.
 Uyuyan bebek her zaman daha rahat ama eğer uyanıksa oyalanması şart! Bunun için bir kaç atıştırmalık bebe bisküvisi veya sevdiği bir meyve işimi görüyor.

2) Gece yolculuğu mu? Gündüz yolculuğu mu?
 Kesinlikle gece yolculuğu :) Çünkü uyanık olan bebek bir de kapalı alanda olunca ekstra oyalanma istiyor. Benim gibi uçak tutması yaşıyorsanız, uyuyan bebek çok rahat ettirir. Ama yine de gündüz yolculuklarımız oldu. Ve yine kısa süren yolculuklardı o yüzden sevdiği kitaplar ve oyuncaklar ile durumu kurtardım. Bi an uzun sürdüğünü ve uçakta uykusu geldiğini düşündüm de ıyy tüylerim ürperdi.

3) İnce kıyafet mi? Kalın kıyafet mi?
 Hem yaz hem de kış deneyimlerinden söylemek isterim ki, kesinlikle ince kıyafet. Terleyen çocuk sıcaklamanın etkisiyle daha bi huzursuz oluyor. Kış yolculuğunda atlet eşofman altı ve bir sweetshirt ile uçağa binmek tercih edilebilir. Anne de kesinlikle kalın giymemeli çünkü 2 yaş altı çocuk anne kucağında yolculuk yaptığı için daha bi hararet basıyor. Ama ekstra örtü mutlaka çantada bulunmalı çünkü uçağın üfürdüğü klima etkisini duruma göre kırmak gerekiyor.

4) Pusetli mi? Pusetsiz mi?
 Bak bunda tam olarak emin değilim. Pusetle yolculuk yaptığımızda uçağın kapısına kadar gidiyoruz doğru ama bizim bebek arabamız travel sistem eşşek kadar araba. Bir elinde zaten bavul büyüklüğünde bebek çantası oluyor, diğer elinle bebeği tutuyorsun, uçağın kapısına geldik okey de kim kapatacak o arabayı? Bavulu yere bırak, bebeği görevliye ver arabayı katla, sonra bebeği geri al (bebek uyuyosa uyansın uykuyu alamadığı için yol boyunca bi ton huzursuzlansın) Üstüne kendi ihtiyaçlarından kısıp aldığın bin liralar verdiğin bebek arabasını atıp kırsınlar çizsinler vs. Bu kez gözüm yemedi aha böyle kanguru ile gittim. Uyuyordu zaten hiç kangurudan indirmeden uçtum, aynen geri indim.




 Her konuda olduğu gibi bu konuda da çocuğumu tanıyıp deneme yanılma yöntemi ile kendimiz için en rahat olanı bulduk. Ama arada bir anne deneyimi duymak da fena olmaz hani..
 Öpücükler
Devamını Oku »

28 Kasım 2016 Pazartesi

0-6 Ay Oyuncak Seçimleri

İlk 2 ay annesine parazit misali yapışık yaşayan, etrafında ne olup bittiği hakkında en ufak fikre/tepkiye sahip olmayan bebek; iki ayın sonunda artık dünyayı görüp farkettiği ve o dünyaya dokunup, ağzına tepiştirmek istediği için oyuncaklar artık vazgeçilmezimiz oluyor.
 Zaten az sorunumuz varmış gibi bu kez "ne almalıyız", "hangi oyuncaklar sağlıklı" sorunları kafamızın içinde en kemirgen olan bölgede yerini alıyor.
 Neymiş;

  • Tutma becerisi kazanacakmış
  • Farklı dokular ile duyuları gelişecekmiş
  • Farklı sesler ile sebep-sonuç ilişkisi kuracakmış
  • Farklı renkler ile hayal gücü genişleyecekmiş
  • Hatta problem çözme yeteneği kazanmaya başlayacakmış.
Baya 2 ay bilinçsiz yatan o canlı, aslında mal gibi yatmak yerine içinde evrim geçiriyormuş. Tüm bu yük altında ezilen ebeveynler bütün oyuncakları toplayıp çocuğun önüne yığmaya başlıyor. Aslında basit bir kaç parça ile ayları kurtarabiliriz.
 Bu yazılarla "ay ay oyuncak seçimleri ne olabilir", "biz neyi seçtik" ve "eş değer ne seçilebilir" sorularına yardımcı olmaya çalışacağım.

Yazıyı başlamadan her bebeğin farklı olduğunu unutmamamız gerek. Ben ay ay yazacağım dedim ama bebeğiniz bu ay ilgilenmediği bir oyuncak ile diğer ay ilgilenmeye başlayabilir. O yüzden yazıyı okuduktan sonra diğer aylara da göz gezdirmeniz faydalı olacaktır :)

1) İlk kartlarım




 Göz retinası gelişmemiş olan bebeklerin kontrast renkleri (kırmızı-siyah-beyaz) daha iyi seçebildiğinden dolayı, bu kartlar vasıtasıyla beyine güçlü görsel sinyaller yollanıyor ve bu şekilde bebeğin beyin gelişimine katkı sağlıyor. Aşağıdaki videoda uzun uzun nasıl kullanılacağını anlattım. Dünyada kontrast renklerin bebeklerin beyin gelişimini arttırdığına dair pek çok araştırma var. Ben D&R'dan aldım. Mağazadan almaktansa internet alışverişi çok daha uyguna geliyor. Ben çoğunlukla mağazadan seçip internetten alıyorum. Buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz, ya da Google'a "qbebek ilk kartlarım" yazıp nerelerden alabileceğinize bakabilirsiniz.

Alternatif olarak mikado çocuk ilk kartlarım ya da Edukids Bebeğimin ilk kartları setleri de olabilir. Ben ikisinin de içeriğini beğendim.











2) Çıngıraklı Oyuncaklar


 Çıngıraklar aslında bize ne kadar basit geliyor değil mi? Ama bebekler için öyle değil. Salladıkça ses çıktığını öğrenmesi bebeğin sebep-sonuç ilişkisi kurmasını sağlıyor. Sallıyor ve ses çıkartıyor. Tekrar ediyor, pekiştiriyor. Fisher Price her anlamda bebeği düşünen bir marka. Minik halkalar ile kavrama becerisini geliştirirken, dişlik ile her bulduğunu ağzına götüren bebeğin bu ihtiyacını karşılamış. En sevdiğim özelliği tüy çıkarmıyor, toz toplamıyor.
 Ürün burada mevcut. Bunun kadar beğenmesem de tinylove ve playgro'da da örnekleri mevcut.

                        






3) Hışırtılı Oyuncaklar



 Bebeklerin gerçekten en ilgisini çeken şeylerden biri de hışırtı. Bu yüzden Ela elimizde gördüğü her poşete saldırırdı. Ebebek'ten aldığımız Lamaze markalı bu Kaptan Kalamar Ela'nın hala en ilgisini çeken oyuncak. Dün videoyu çekerken indirim vardı, bugün yazıyı yazarken bitmiş. Ama Google amcaya sorarsanız en uygun fiyatları karşınıza getiriyor.
 Farklı dokulara sahip hışırtılı kolları bebeğin dokunma duyusunu geliştirirken, çiğnemesi için de çok uygun, alt kısmında ayna, ucunda da minik bir çıngırak ve küçük halkalar bulunuyor. Videoda ayrıntılı hali mevcut.
 Aynı kategoriye bebeklerin sevdikleri titreşimli oyuncakları ya da kumaş kitapları koyabiliriz. Ama Ela titreşimli oyuncakları çekiştirip titretmeyi ve kitap sayfalarını çevirmeyi 6. ayda çözdüğü için onları bir sonraki ay yazısına bıraktım.
 Lamaze'nin bu oyuncağından ciddi anlamda memnun kaldık, alternatif olarak yine Lamazenin bu tırtılı veya bu kelebeği seçilebilir. Evet biraz pahalı bir marka. Ben de açıkcası para verirken baya tereddüte düştüm ama karşılığını fazla fazla aldım. Ela 10 aylık olmak üzere hala oynuyor.
  Daha farklı bi marka olursa da playgro'nun bu köpeği veya bu koalası da güzel gibi.





4) Gezme Oyuncakları



 Ben bunlara gezme oyuncağı diyorum çünkü evde yüzüne bakılmayan bu oyuncaklar dışarıda kıymete biniyor :) Aniden dışarı çıkmak gerektiğinde anne çantasına rahatlıkla sığma boyutlarından dolayı avantajlı ama az fonksiyonları sebebiyle ilgiyi çabuk kaybetmelerine sebep oluyorlar. Yine de sebepsiz gelen ağlama krizlerini önlemek için her çantada mutlaka bulunmalı. Bunların fiyatını ve alternatifini vermeyeceğim, her oyuncakçıda/bebek marketlerinde rahatlıkla bulunan 10-20 liralık çeşitleri mevcut.


5) Oyun Halısı



 Oyun halısı bebek gelişimi açısından önemli bir yere sahip. 2.ayını doldurduğunda koşarak aldığımız Play Gro Mutlu Orman oyun halısı sayesinde kızımız ellerini uzatıp nesneleri kavramayı, onları sallamayı ve onlara ulaşmaya çalışırken dönmeyi öğrendi.
 Tüm bunların yanında uyaran renkler ve oyuncaklarla dolu olan bu bölgeye yatırılan bebek heyecan duyar ve bol bol hareket eder. Bu hareketler daha rahat gaz çıkarmasına sebep olurken, gaz sancısını azaltır. Diğer özelliklerini videoda anlattım. Oyun halısı bebek oturmaya başladıktan sonra gözden düşmeye başlıyor. O yüzden temiz kalıyor. İkinci el düşünülebilir. Pek çok değişik fonksiyonlu alternatifleri var, fiyatları da ona göre değişiyor.
 Örnek olarak aklımda kalan diğer modeller; Tiny Love Gymini ve Fisher Price jimnastik merkezi tekmeledikçe ses çıkaran modellerden. Bondigo Serüven Ormanı veya Tiny Love Maymun adası da ilgimi çekenlerden.
                          
                         



 Yazılarımı ciddi ciddi saatlerimi vererek emek harcayarak, araştırarak yazıyorum. Almadan önce yazmadan önce gezip görüp inceliyorum. Bu emeğimi takdir edenler ve fikirlerime güvenenlere çok çok çok teşekkür ederim. Şimdi videoyu izleyebilirsiniz :)


Devamını Oku »

25 Kasım 2016 Cuma

Salon Duvarlarını Hareketlendirmek

 Salon duvarlarımı yapalı bir seneyi geçmesine rağmen hala soru aldığına göre bununla ilgili bir post yayınlamak farz oldu. Adım adım hepsini anlatacağım. Ama çerçevelerin hepsinin santimini isteyenler oluyor, lüffen delirmeyin arkidişler :)


 İlk yaptığım şey kafama göre güzel duracağını düşündüğüm farklı çerçeveleri ve saatleri toparladım. Öncelikle bütün çerçeveler ikea'dan. Orada her çeşit, her renk ve her boyut çerçeveye uygun fiyatlı ulaşabiliyorum. Ortadaki yeşil büyük saat yine İkea'dan, sağdaki sarı tiktak saat de "The Company" mağazasından. Geometrik fil desenli metal pano (bu ara çok revaçta) instagram @hoagard sayfasından.
 Duvara asılacakları bir araya getirdik. Duvara çakmadan önce diziliş sırasını bütün hepsini yere sererek belirledik. Sonra duvara çivileri çaktık ki hata payı az olsun. Hatta ben abartıp fotoğraflarını çektim asarken yardım olsun diye.
 En son içlerini belirlemek kaldı ki en zevkli kısmı bu. Dekorasyona uygun desenler renkler ve çerçeveleri bir araya getirmek, o uyumu bulmak hayli eğlenceli.
 En büyük yardımı Pinterest sitesinden aldığımı bimilyonbeşyüzellibeşbinsekizyüzyetmişsekiz kez söyledim :) Biraz ingilizce bilgisi ve hangi kelimeleri aratacağınızı bilmek yeterli olacaktır. Çünkü Pinterest.com biraz dipsiz kuyu.





 Öncelikle Pinterest'te denk gelip beğendiğim iki farklı yazının birer benzerini, iphone aplikasyonu Rhonna ile ben kendim yaptım.



 Geri kalan fotoğrafları ana kelime "printables" olacak şekilde aratarak pinterestten buldum. Spesifik aratmalar için önüne bazı kelimeler eklemek gerekiyor. Yılbaşı için "christmas printables", hayvanlar için "animal printables", geometrik şekiller için "geometric printables" gibi...
 Gerisi tamamen hayal gücünüze kalmış. Beğendiğiniz bir resme basınca alt kısmında ona benzer resimler sunuyor site. Bu şekilde daha rahat istediğinize ulaşabiliyorsunuz.
 Resimler genelde küçük ölçekli oluyor ki sorun burdan başlıyor. İki çözüm ürettim kendimce. Resmin üstüne tıkladığınızda yayınlandığı siteyi açıyor ve ordan orjinal boyutu indirebiliyorsunuz. Ya da resmin küçük boyutunu indirip, Google görseller arama sayfasını açarak indirdiğimiz fotoğrafı arama sayfasına sürükleyip atıyoruz ve çıkan sonuçlar arasında en büyük boyutlu olanı seçip yeniden indiriyoruz. Google görseller araması boyutları görmemize ve seçmemize imkan veriyor.

 İki seçenek de olmuyorsa ve resmin boyutu küçükse o resimden vazgeçiyoruz :) Tamam çok beğendiyseniz küçük ölçekli bir çerçeveye kullanabilirsiniz. O zaman çok belli olmuyor.

 Tüm resimleri buldunuz, indirdiniz ve usb'ye attıysanız geriye bunları bastırmak kalıyor. Ben ozalit baskı merkezlerini tercih ettim. Çerçevelerin üzerindeki ölçüleri, o çerçevenin içine girecek resmin adına verdim. Böylece karışıklık olmadı. En ağır (kalın) kağıdı seçtim, gerisini çalışanlara bıraktım.

 Umuyorum bu post tüm sorularınıza cevap olmuştur. Yine de kafanıza takılan olursa yardımcı olmak için buradayım :) Öpücükler..



Devamını Oku »

6 Kasım 2016 Pazar

Bebeğin Bir Eşyaya Bağlanması - Geçiş Nesnesi Nedir?




 Bir süredir Ela'nın elinde bırakmak istemediği değişik nesnelere şahit oluyorum. Geçtiğimiz haftalarda bir burun aspiratörü ile yatıp kalkmış, dışarı çıkarken bile arabada ağlama ihtimaline karşı aspiratörü önlem olarak yanımızda taşımaya başlamıştık. Sonra ona olan ilgisi geçti, bulmacalı bir kitabın parçasını oyun oynarken hep elinde tutmaya başladı. Sürünürken yumuşak tavşanını sürükledi odadan odaya. Dün gece de yemek yerken oynasın diye verdiğim meyve filesi ile uyudu.

 Eşyalar değişse de tutma isteği değişmiyor hep elinde birşey oluyor. Ama farkettim ki genelde oyun oynarken, kitap bakarken kullandığımız eşyaları tutmak istiyor. Bu da; bir oyun arkadaşı ihtiyacı hissettiğini, oyun oynarken kendini iyi hissettiği için o nesneleri tutarak bu hissi devam ettirdiğini düşündürdü. Bazı görüşlere göre de hareket halinde olan bebek güvende olmak istediği için ellerinde bir nesne tutmaya ihtiyaç duyuyor. Bu gibi durumlarda deneyimli annelerden yorumlar istiyorum ve sayelerinde çok şey öğreniyorum. O örneklerle birlikte bir kaç makale okuyor ve öğrendiklerimi pekiştiriyorum.
 Ela gibi alakasız nesneler tutanların durumu geçici, bir süre sonra başka eşyaya ilgi duyabiliyorlar. Ama battaniye, peluş ayı, çarşaf gibi yumuşak nesnelere bağlılık seneler sürebiliyor. Bu bağlılık bağımlılığa dönebiliyor.

 Peki nedir bu eşyalara olan bağlılık ve bu bağlılığın sebebi?

 Bu durumun adı "geçiş nesnesi" ve en çok 4-12 aylık bebekler arasında görülüyor. Kendi vücutlarının annelerinin vücutlarından farklı olduğunu fark eden bebekler, annesinden ayrılabildiğini görüyor (özellikle annesini hatırlatan) bir nesneye bağlanıyor ve bu bağlılık 1 yıldan uzun sürüyor.
 "Geçiş nesnesi kuramını" tanımlayan ünlü çocuk doktoru ve psikanalist D. Winnicott'a göre anne ile iç içe bir ilişkide olan bebeğin dış dünyayı farketmeye başlaması kaygı duymasına ve bu durumun da bir nesneye yakınlık duymasına sebep oluyor.

 Geçiş nesneleri küçümsenmeyecek kadar büyük bir etkiye sahip ve ebeveynlerin geçiş nesnelerine yanlış yaklaşmalarının örneklerini okuduğumda açıkcası tüylerim ürperdi. Bir bebeğin geleceğinin şu iki yıla bağlı olması sizin de tüylerinizi ürpertmiyor mu?

 Faydalı mı? Zararlı mı?
 1992 yılında 33 anne-bebekte yapılan bir araştırmada geçiş nesnesi olan çocukların daha fazla güvenli bağlanma geliştirdikleri saptanmış. Anne ile birlikte uyuyan bebeklerin geçiş nesnesine bağlanmaları ise daha az görülen bir durum. *Pedagog Adem Güneş de ilk 2 yıl anne ile bebek "güvenli bağlanma" sağlayabilmek için birlikte uyumalı demiyor muydu? Hop geldik mi yine güvenli bağlanmaya. Yani bu geçiş nesnesi önemli bişiyy.
 Geçiş nesnelerini bebek kendi seçer, ve bazen sıkıntılı anlarında ona daha çok bağlanır. Yeni keşfettiği dış dünyayı kontrol edemediği için kaygı duyan bebek bütün kontrol gücünü geçiş nesnesi üzerinde kullanarak dış dünya ile baş etme egzersizleri yapar. Bu nesne onun kontrol edebildiği tek şeydir ve bebek ile dış dünya arasında bir bağ oluşturur, kendine güvenini sağlar. Geçiş nesnesi bu yüzden bozulsa da, eskise de, yırtılsa da bebek için önemlidir.
* Yanlış bir kanı: geçiş nesnesi olan bebekler güven sorunu yaşıyor demek değildir. Geçiş nesnesi olması ya da olmaması bir problemi işaret etmez. Sadece bebeğin yeni keşfettiği dünyaya karşı kendine kontrol mekanizması oluşturması bu tür davranışlarla kendini belli edebilir.

Peki bu geçiş nesneleri konusunda ebeveynler nasıl davranmalı ve ne yol izlemeli? Uzmanlara göre;

  • Bebeğin bu eşyaya bağlılığı ve sevgisi asla küçümsenmemeli
  • Geçiş nesneleri bebeğin güven duymasını ve rahatlamasını sağladığı için asla kaldırılmamalı veya atılmamalı.
  • Geçiş nesneleri kirlense de kokusu bebeğe güven verdiğinden dolayı yıkanmamalı.
Geçiş nesnesi önemini yavaş yavaş yitirir ve çocuk 2-3 yaşlarında bu huyundan tamamen vazgeçer. 

Beyazıt da Ela'nın geçiş nesnesi olabilir mi ki? :)





Devamını Oku »

5 Kasım 2016 Cumartesi

Günaydın Ela'sı (29 Ağustos-4 Eylül)


29 Ağustos


  • Alt ve şapka : H&M
  • Body : Koton



30 Ağustos

  • Pijama takımı hediye
  • Angela bebek : @beybistan



31 Ağustos

  • Alt üst takım : LC Waikiki
  • Şapka : İkea



1 Eylül

  • Elbise teyzesinin bebekliğinden
  • Saç aksesuarı : @tislotokis



2 Eylül




3 Eylül




4 Eylül

Devamını Oku »